Özürlü Öğrenciler İçin
Yasa Teklifi
http://www.turkiyehaberajansi.com/turkiye.asp?sayfa=haberdetay&id=7995

9-06-2008
Yaşar Kaba
Türkiye Haber Ajansı
DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş Yükseköğretim Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
hazırladığı Kanun Teklifi'ni Meclis'e sundu!
Ülke olarak sosyal, siyasal ve ekonomik
alanlarda önemli eksikliklerimiz ve yetersizliklerimizin bulunduğuna dikkat
çeken Ağırbaş, bu eksiklikler ve yetersizliklerin, ülkemizin çağdaşlaşma
mücadelesini yavaşlattığını söyledi.
Millet olarak hepimize, ülkemizin tüm
alanlarda başarılı olması için gayret sarf etme görevinin düştüğünü hatırlatan
Ağırbaş, bu bağlamda, ülkemizin kanayan yaralarından birinin özürlü
vatandaşlarımızın durumu olduğunu belirtti.
Ağırbaş’ın TBMM’ye de sunduğu “Özürlü
Öğrenciler İçin Yasa Teklifi” dilekçesi ve gerekçesini açıklayan metin şöyle:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
BAŞKANLIĞINA
Yükseköğretim Kurumu Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Ayşe Jale AĞIRBAŞ
DSP İstanbul Milletvekili
GENEL GEREKÇE
Ülke olarak sosyal, siyasal ve ekonomik
alanlarda önemli eksikliklerimiz ve yetersizliklerimiz bulunmaktadır. Bu
eksiklikler ve yetersizlikler, ülkemizin çağdaşlaşma mücadelesini
yavaşlatmaktadır. Millet olarak hepimize düşen görev ülkemizin tüm alanlarda
başarılı olması için gayret sarf etmek, eksikliklerimizi ve yetersizliklerimizi
gidermektir. Bu bağlamda, ülkemizin kanayan yaralarından biri özürlü
vatandaşlarımızın durumudur. Yıllardır ihmal ettiğimiz özürlü vatandaşlarımızın
toplumsal yaşama entegre olmaları için göstermelik düzenlemeler dışında, olumlu
hiçbir adım atılmamıştır.
Türkiye özürlüsünü ve özürlü
sorunlarını geç fark etmiştir. Ülkemizde tüm gelişmeler 1981 yılından sonra
başlamıştır. Birleşmiş Milletler’in özel oturumunda alınan bir kararla
ülkelerin önüne özürlüler konusunda 10 yıllık eylem planı
konulmuştur. Türkiye’de de bu eylem planına uyulmuş, süratle önce
Sakatları Koruma Milli Koordinasyon Kurulu sonra da 1997 yılında Başbakanlık
Özürlüler İdaresi Başkanlığı (571 sayılı KHK) kurulmuştur. Ayrıca 572-573
sayılı KHK’larda özürlüler lehine önemli değişiklikler yapılmıştır. Demokratik
Sol Parti’nin ortağı olduğu 56. ve 57. hükümetler döneminde özürlüler konusunda
iki önemli strateji ile hareket edilmiştir. Birincisi özürlüler konusunda
toplumsal duyarlılık ve farkındalık yaratmaktır. Diğeri ise, çıkarılan
yasaların uygulanmasını sağlamaktır. Bu anlamda onlarca yönetmelik çıkarılmış
ve uygulaması takip edilmiştir. Bu gelişme özürlü STK’larında hızla
gelişmelerini sağlamıştır. Şu anda yaklaşık 400 vakıf ve dernek sayısına
ulaşılmıştır.
Özürlü vatandaşlarımızın sayısının
toplam nüfusa oranı, Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, yüzde
12.29’dur. Erkeklerde özürlülük oranı 11.10, kadınlarda ise yüzde 13.45’tir.
Türkiye özürlü nüfus oranı içinde birden fazla özürü bulunanların oranı ise
yüzde 11.4’tür. Özürlü gruplarına göre Türkiye'deki özürlülerin dağılımına
bakıldığında yüzde 12.29'luk oranının içinde, yüzde 1.25'i ortopedik, binde
60'ı görme, binde 37'si işitme, binde 48'i zihinsel ve yüzde 9.70 oranında
diğer özürlüler bulunmaktadır. Rakamsal olarak ise, ülkemizde 9 milyon özürlü
vatandaşımızın olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle, ülkemizde her sekiz
kişiden biri özürlüdür.
Özürlülerin sorunlarının çözümlenmesi,
üretken bireyler haline gelerek başkalarına muhtaç olmadan kendi kendilerine
yetebilmeleri, sosyal hayata eşit bir biçimde katılmalarının sağlanabilmesi
için bugüne kadar yeterli çalışmalar yapılmamıştır. DSP’nin iktidarda olduğu
dönem hariç, bu meselenin çok hassas bir konu olduğu insanların vicdan ve
duygularına hitap ettiği gerçeği ile hareket edilmemiş, siyaset üstü bir konu
olarak görülmemiştir. Siyasetin çok güzel nemalanacağı bir alan olarak
görülmüştür Özürlü STK’lar arasında kuruluş amaçlarından uzaklaşarak siyasi
yapılanmalar başlamıştır.
Özürlü insanlarımızın yüzde 50’den
fazlasının hiçbir sosyal güvencesi bulunmamakta ve yüzde 80’i çalışma hayatı
dışında kalmaktadır. Özürlü bireylerin de, diğer toplum kesimlerinden farklı
olmayan temel gereksinimleri bulunmaktadır. Sağlık, bakım ve rehabilitasyon
hizmetlerinden yararlanma, eğitim görme, meslek ve iş edinme, sosyal, kültürel,
sanatsal ve sportif etkinlikler ile siyasal yaşama katılma bu gereksinimlerin
başında gelmektedir. Temel gereksinimler açısından bir farklılık bulunmamasına
karşın, özel bir gereksinim grubu oluşturan özürlü bireyler, bu hizmetlere
ulaşabilirlik açısından diğer bireylere nazaran eşit olmayan bir konuma
sahiptir. Bu durumda, belirginleşen bir ayrımcılığı ortaya çıkarmaktadır.
Özürlü vatandaşlarımızın büyük kısmı
yükseköğrenim programlarında okuyamamaktadırlar. 2005 yılında ÖSS’ye başvuran
1050 engelli adayın 119’u lisans, 81’i önlisans, 181’i Açıköğretim Fakültesi
olmak üzere 382’si yerleşme imkânı bulabilmiştir. 2006 yılında başvuran 1138
özürlü adaydan, 344’ü Açıköğretim Fakültesi olmak üzere 466’sı önlisans ve
lisans programlarına yerleşme imkânı bulabilmiştir. 2007 yılı içinde, 160 ve
üstünde puan alan 1.297.749 adayın, 788’i özürlü adaylardan oluşmaktadır.
Üniversitelerimizin bazı bölümlerine ise özürlü vatandaşlarımız alınmamaktadır.
Ancak yinede buradaki rakamlar özürlülerin üniversite eğitiminden
yararlanmaları konusunda gerçeği tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Bu rakamlar,
ÖSS yönetmelik ve sınav kitapçığında özürlülere tanınan bazı ayrıcalıkları
kullanabilen özürlülerin sayısını göstermektedir.
Özürlülerin üniversite sınavlarına eşit
şartlarda katılmadıkları bir gerçektir. Özürlüler hem ekonomik hem
ulaşabilirlik hem de eğitimde verilen fırsatlar anlamında mağdur durumdadırlar.
Bu anlamda, durumun eşitlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Kanun teklifiyle,
engelli vatandaşlarımızın yüksek öğrenim kurumlarına ayrımcılığa uğramaksızın
diğerleriyle eşit bir şekilde erişiminin sağlanması temin etmek amacıyla, özel
durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, üniversitelerde belli sayıda
kontenjan ayrılması öngörülmüştür.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1 – Yapılan değişiklikle %40 ve
üzeri ortopedik, işitme ve görme engeli bulunan ortaöğretim kurumları
mezunlarının belirli bir kontenjan dâhilinde devlet üniversiteleri ve vakıf
üniversitelerine girmelerinin sağlanması ile yerleştirme koşullarının YÖK
tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi hükme bağlanmıştır.
MADDE 2 – 2547 sayılı Kanun’un
45.maddesinin (g) fıkrasına göre üniversitelere kaydı yapılanlardan öğrenim
harcı alınmaması ve cari hizmet maliyetlerinin tamamının Devlet tarafından
karşılanması amaçlanmıştır.
MADDE 3 –2547 sayılı Kanun’un
45.maddesinin (g) fıkrasına göre üniversitelere kaydı yapılanların eğitimini
rahat bir biçimde sürdürebilmesi için gerekli materyallerin nasıl temin
edileceği belirtilmektedir
MADDE 4 – Yürürlük maddesidir.
MADDE 5 - Yürütme maddesidir.
YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 4/11/1981 tarihli ve 2547
sayılı Yükseköğretim Kanununun 45 inci maddesine aşağıdaki (g) fıkrası
eklenmiştir.
“g) Üniversiteler, %40 ve üzeri
ortopedik, işitme ve görme özürü bulunan ortaöğretim kurumları mezunlarına her
bölüm için 3 kişiden az olmamak ve bölüm kontenjanlarının %5’ini geçmeyecek
sayıda kontenjan ayırmak zorundadırlar. Bu kişilerin üniversiteye yerleştirme
koşulları, Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.”
MADDE 2– 2547 sayılı Kanunun 46’ncı
maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“2547 sayılı Kanunun 45’inci
maddesinin (g) fıkrasına göre üniversitelere yerleştirilenler harçtan
muaftırlar ve cari hizmet maliyetlerinin tamamı devlet tarafından karşılanır.”
MADDE 3- 2547 sayılı Kanunun
46’ncı maddesinin altıncı fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“2547 sayılı Kanun’un 45’inci
maddesinin (g) fıkrasına göre üniversitelere kaydı yapılanların eğitimlerini
rahat bir biçimde sürdürebilmelerini sağlayacak dokümantasyon, özel kitap ile
diğer materyaller üniversite rektörlüğü tarafından sağlanır. Harcamalar Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu tarafından karşılanır.”
MADDE 4 – Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.