DSP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ AYŞE JALE AĞIRBAŞ’IN DÜNYA ÇOCUK
HAKLARI GÜNÜ DOLAYISIYLA TBMM GENEL KURULU’NDA YAPTIKLARI GÜNDEM DIŞI KONUŞMA
METNİ
20.11.2008
Sayın Başkan, Değerli
Milletvekilleri,
Dünya Çocuk Hakları Günü
dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce
sizleri Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Türk
diplomasisinin, siyasetinin acı kaybı sayın Gündüz AKTAN’a ve dün şehit olan
dört askerimize Allahtan rahmet ailelerine, sevenlerine başsağlığı dileklerimi
iletiyorum.
Türkiye'nin, belirlediği temel
hedeflere ulaşabilmesi, çocuklarımızın daha sağlıklı ortamlarda yetiştirilmesi
ve fiziksel, ruhsal, sosyal gereksinimlerinin çağdaş ölçütlerde karşılanmasıyla
olanaklıdır.
Dünya ülkelerinin ortak
sorunlarından biri çocukların istismar edilmesidir. Çocukların istismarının
önlenmesi amacıyla uluslararası antlaşmalar imzalanmakta, ülkeler işbirlikleri
yapmaktadırlar. Bu işbirliklerine ve alınan önlemlere karşın çocukların tam
anlamıyla korunduğu iddia edilemez.
Ülkemizde, çocukların korunması ve
çalıştırılmasının önlenmesi için yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, yoğun
nüfus artışı, göç ve işsizliğin neden olduğu sorunlar nedeniyle trafik
lambalarında araba camı silerek, kağıt mendil satarak çalıştırılan, istismar
edilen çocuklarımızın sayısı giderek artmaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun
verilerine göre, ülkemizde 6-17 yaş grubunda, farklı alan ve iş kollarında
ekonomik faaliyetlerde bulunan çocuk sayısı 1 milyon 635 bindir. Ev
hizmetlerinde çalışan çocuk sayısı ise 4 milyon 785 bindir. Çocuk işçiliğinin
en kötü biçimlerinden olan, Türkiye’de gitgide sayıları artan sokakta yaşayan
ve sokakta çalışan çocukların sayısı ise tam olarak bilinmemektedir.
Uygulanmakta olan sosyo-ekonomik politikalar sonucunda her gün daha fazla çocuk
öğrenimlerini terk ederek çalışma yaşamına katılmaktadır.
Çocukların sokaklarda çalışmaları,
bir süre sonra sokaklarda yaşamalarına neden olmaktadır. Sokaklarda çalışma
veya sokaklarda yaşama, çocukların eğitimden uzaklaşmaları, ağır ve tehlikeli
koşullarda çalışmaları, sevgiden ve ilgiden yoksun bırakılmaları, kötü
alışkanlıklar kazanmaları, her türlü ihmal ve istismarın kurbanları olmaları
anlamına gelmektedir. Bu durum ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. Hükümet
bir an önce ilgili kurum, kuruluşlar ve üniversitelerle işbirliği içerisinde
orta ve uzun vadeli stratejiler belirlemeli, bu doğrultuda çalışmalar
yapmalıdır.
Değerli Milletvekilleri,
Kamuoyunun gündeminde çocuklara
yönelik cinsel istismar vakaları bulunmaktadır. Çocuklarımızın tecavüze
uğrayarak öldürülmesi, cinsel meta olarak kullanılması kamuoyunda infial
yaratan ve toplumumuz için tehlike sinyalleri veren olaylardır. Vicdanları
sızlatan bu tür olaylar, acilen gerekli tedbirlerin alınması gerekliliğinin
açık bir göstergesidir. Yaşanan olayları hastalıklı birkaç kişinin
gerçekleştirdiği vakalar olarak görmek, olayları önemsememek yapılacak en büyük
yanlıştır. Diğer taraftan bu fiilleri işleyenlere verilen cezaları azaltıcı
düzenlemelerin fikir bazında dahi olsa gündeme gelmesi veya kime yapılırsa
yapılsın cinsel istismar fiillerini işleyenlere, mağdurlarla evlenmeleri
suretiyle af yolunun açılması, bu şekilde olayların üzerinin örtülmeye
çalışılması toplumumuza, yavrularımıza yapılacak en büyük kötülüktür.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas
Dairesi'nin hazırladığı, son zamanlarda basında yer alan bazı raporların
değerlendirilmesi gerekmektedir. Üzmez olayı göstermektedir ki, bazı yetkililer
hala çocukların cinsel istismarı konusunda gerekli bilinç düzeyine
ulaşamamışlardır. Toplumumuzun geleceğini tehdit eden, son derece tehlikeli
duruma “dur dememiz” gerekmektedir. Çocuklara yönelik cinsel istismarın
cezasını daha da artırıcı düzenlemeler büyük bir hızla ve ivedilikle
yapılmalıdır. DSP olarak biz her zaman gereken desteği vermeye hazırız
Meclisteki tüm partilerin böyle bir teklifin gelmesi halinde buna hayır
demeyeceklerine inanıyorum. Aksi halde, hiç kimsenin masum çocuklarımızın
vebalini taşıyabileceğini sanmıyorum.
Çocuklarımıza sahip çıkmak
toplumsal bir sorumluluktur. Bu konuda herkese büyük görev düştüğü
unutulmamalıdır. Hükümeti, Meclisi, sivil toplum örgütlerini, yerel
yönetimleri, üzerine sorumluluk düşen herkesi göreve davet ediyorum.
İzninizle bir iki konuya daha
değinmek istiyorum. Kaynağı bilinmeyen bazı odaklar tarafından yapılan haince
planlarla bu güzel yurdumuzu Kudüs’e, bir zamanların Bosna’sına benzetmek
isteyenler var. Türk halkına güveniyor ve inanıyorum. Türk halkı Mustafa Kemal
Atatürk’ün ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ prensibine ters düşen anlayışla Avrupa
Parlamentosunda gerçek dışı söylemlerde bulunanların ve karanlık odakların
heveslerini kursaklarında bırakacaktır. Son sözlerimde Kıbrıs’ın Ulusal davamız
olduğunu unutanlara Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 25. Yılını
kutladığımızı hatırlatmak istiyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.